İMZA İNCELEMESİ

 

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2008/2008

K. 2010/5113

T. 9.3.2010

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK ( Verdiği Yetki İle Yararına Çek Keşide Edilip Edilmediği Hususu Araştırılarak Sonucuna Göre Hesap Sahibi Olarak da Sorumluluğu Bulunan Sanığın Hukuki Durumunun Değerlendirilmesi Gerektiği )

• İMZA İNCELEMESİ ( Karşılıksız Çek Keşide Etmek – Sanık Müdafiinin Çekteki İmzanın Sanığa Ait Olmadığını Belirtmesi Dosya İçindeki Sanık İmzaları İle Çekteki Keşideci İmzasının Farklılığı Karşısında Çekteki İmzanın Sanığa Ait Olup Olmadığının Araştırılması Gerektiği )

• SANIK İMZALARI İLE ÇEKTEKİ KEŞİDECİ İMZASININ FARKLILIĞI ( Çekteki İmzanın Sanığa Ait Olup Olmadığı Çekin Elinden Rızası İle Çıkıp Çıkmadığı İlk Cirantanın Çeki Kimden Ne Sebeple Aldığı Çeki Keşide Etmediğinin Anlaşılması Halinde Verdiği Yetki İle Yararına Çek Keşide Edilip Edilmediği Hususunun Araştırılacağı )

3167-1/m.16/1

ÖZET : Sanık müdafiinin çekteki imzanın sanığa ait olmadığını belirtmesi, dosya içindeki sanık imzaları ile çekteki keşideci imzasının farklılığı karşısında; çekteki imzanın sanığa ait olup olmadığı, çekin elinden rızası ile çıkıp çıkmadığı, ilk cirantanın çeki kimden, ne sebeple aldığı, çeki keşide etmediğinin anlaşılması halinde, verdiği yetki ile yararına çek keşide edilip edilmediği hususu da araştırılarak sonucuna göre hesap sahibi olarak da sorumluluğu bulunan sanığın hukuki durumu değerlendirilmelidir.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etme suçundan sanık Yasin hakkında ( Dörtyol Asliye Ceza Mahkemesi )’nce yapılan yargılama sonunda, 11.04.2006 tarihinde 2005/329 esas ve 2006/326 karar sayı ile verilen mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 11.02.2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, suça konu çekteki keşideci imzasının sanığa ait olmadığını belirtmesi ve dosya içinde yer alan sanık imzaları ile keşideci imzası arasında benzerlik bulunmadığının izlenmesi karşısında; sanıktan imzanın kendisine ait olup olmadığı, çekin elinden rızası dışında çıkıp çıkmadığı ve suça konu çekteki keşideci imzasındaki farklılığın nedeni sorularak, sanığın suç konusu çekteki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını belirtmesi halinde ilk ciranta olan D… Haddecilik San. ve Tic. A.Ş. yetkilisi dinlenip çeki kimden ve ne sebeple aldığının belirlenmesi, gerektiğinde sanığın başka amaçla atılmış samimi imzalarını ve yazılarını içeren belgeler ( çek hesabı açılırken düzenlenen imza föyü, resmi daireler ve bankalarda yazı ve imzasını içeren belgeler ) getirtildikten sonra, suça konu çekteki yazı, rakam ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı bilirkişi marifetiyle saptanıp, çeki keşide etmediğinin belirlenmesi halinde, verdiği yetki ile yararına çek keşide edilip edilmediği hususu da araştırılarak sonucuna göre hesap sahibi olarak da sorumluluğu bulunan sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması,

2-Sanığın nüfus kayıt örneği getirtilip incelenmeden hüküm kurulması suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 209. maddelerine aykırılık oluşturulması,

3-20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün ( BOZULMASINA ), 09.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÇEKTEKİ İBRAZ TARİHİ

 

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2008/7401

K. 2010/3715

T. 22.2.2010

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK ( Suçunun Oluşması İçin İbraz Tarihinin Çek Üzerine Yazılmasının Zorunlu Olduğu – Çekte İbraz Tarihi Bulunmadığından Suçun Yasal Unsurlarının Oluşmadığı )

• ÇEKTE İBRAZ TARİHİ ( Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçunun Oluşması İçin İbraz Tarihinin Çek Üzerine Yazılmasının Zorunlu Olduğu )

• İBRAZ TARİHİNİN YAZILMAMASI ( Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçunun Yasal Unsurlarının Oluşmayacağı )

5941/m. 3, 5

3167-1/m. 4, 16/1

ÖZET : Karşılıksız çek keşide etme suçunun oluşması için ibraz tarihinin çek üzerine yazılması zorunlu olup, suça konu çekte ibraz tarihi bulunmadığından suçun yasal unsurlarının oluşmadığının gözetilmesi gerekir.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Zübeyir hakkında ( Elmalı Asliye Ceza Mahkemesi )’nce yapılan yargılama sonucu, 13.07.2006 tarihinde 2006/140 esas ve 2006/289 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onama isteyen tebliğnamesi ile 06.05.2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 13.02.1989 tarih ve 1988/7-511 esas, 1989/43 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, karşılıksız çek keşide etme suçunun oluşması için ibraz tarihinin çek üzerine yazılmasının zorunlu olduğu; suça konu çekin dosya içinde yer alan fotokopisinde ibraz tarihinin bulunmadığı ve 13.07.2006 tarihli oturumda incelenen çek aslında da ibraz tarihinin bulunmadığının belirtildiği, bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet hükmü kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün ( BOZULMASINA ), 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İBRAZDAN SONRA YAPILAN CİRO

 

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2008/10817

K. 2010/11607

T. 13.5.2010

• KARŞILIKSIZ ÇEK ( İbrazdan Sonra Yapılan Cironun Alacağın Temliki Hükümlerine Tabi Olduğu – Şikayetçinin Cirosunun Dolayısıyla Şikayet Hakkının Araştırılması Gereği )

• ÇEKİN İBRAZI ( Karşılıksız Çek/Şikayetçinin Cirosunun Dolayısıyla Şikayet Hakkının Araştırılması Gereği – Suça Konu Çekin İbraz Anında Muhatap Bankaca Alınan Fotokopisinin Onaylı Örneğinin Getirtileceği )

• İBRAZDAN SONRA YAPILAN CİRO ( Alacağın Temliki Hükümlerine Tabi Olduğu – Şikayetçinin Cirosunun Dolayısıyla Şikayet Hakkının Araştırılması Gereği – Karşılıksız Çek )

• ŞİKAYET ( Karşılıksız Çek – Şikayetçinin Cirosunun Dolayısıyla Şikayet Hakkının Araştırılması Gereği/İbrazdan Sonra Yapılan Cironun Alacağın Temliki Hükümlerine Tabi Olduğu )

3167-1/m. 4, 16/1

ÖZET : İbrazdan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu dikkate alınarak, suça konu çekin ibraz anında muhatap banka tarafından alınan fotokopisinin okunaklı ve onaylı örneği getirilip, ibraz tarihinde şikayetçinin cirosunun, dolayısıyla şikayet hakkının bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

DAVA : Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık A.Okan hakkında ( Çorlu İkinci Asliye Ceza Mahkemesi )’nce yapılan yargılama sonucu, 05.07.2006 tarihinde 2005/336 esas ve 2006/394 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın bozma isteyen tebliğnamesi ile 25.06.2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya İncelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-İbrazdan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu dikkate alınarak yapılan incelemede; suça konu çek fotokopisinde, şikayetçi Nazım’ın cirosunun banka ibraz kaşesinden sonra olduğu ve çeke ilişkin olarak muhatap banka tarafından düzenlenen ihtarnameye göre de ibraz eden hamil olmadığı anlaşıldığından, suça konu çekin ibraz anında muhatap banka tarafından alınan fotokopisinin okunaklı ve onaylı örneği getirtilip, ibraz tarihinde şikayetçinin cirosunun, dolayısıyla şikayet hakkının bulunup bulunmadığı araştırılıp saptandıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı “Çek Kanunu” ile 3167 sayılı “Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun” yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün ( BOZULMASINA ), 13.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

KISMİ ÖDEME

T.C.

YARGITAY

10. CEZA DAİRESİ

E. 2010/57641

K. 2011/235

T. 11.01.2011

• KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETMEK ( Lehe Kanun Uygulamasında 5941 S.K. ve 3167 S.K.’nın Ayrı Olarak Olaya Uygulanacağı )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Karşılıksız Çek Keşide Etmek – 5941 S.K. ve 3167 S.K.’nın Ayrı Olarak Olaya Uygulanacağı )

• ADLİ PARA CEZASININ BELİRLENMESİ ( Karşılıksız Çek Keşide Etmek – Çek Hesabında Bulunan Bedel İle Bankaca Ödenmesi Gereken Bedelin Mahsup Edileceği/Kalan Bedel Dikkate Alınarak Bir Gün Karşılığının 20 -100 TL Arasında Takdir Edileceği )

• ÇEK DÜZENLEME VE ÇEK HESABI AÇMA YASAĞI ( Karşılıksız Çek Keşide Etmek – Adli Para Cezasının Belirleneceği/Çek Düzenleme ve Çek Hesabı Açma Yasağının Saptanacağı )

5237/m.52, 61

5941/m.5

ÖZET : Lehe kanun uygulamasında 3167 sayılı Çek Kanunu lehe kanun kabul edilmiştir ancak kanunların ayrı ayrı olaya uygulanarak sonuç cezaların ve diğer yaptırımların belirlenmesi gerekir.

Çek hesabında bulunan bedel ile bankaca ödenmesi gereken bedel çek bedelinden mahsup edilmelidir. Çekin karşılıksız kalan bedeli dikkate alınarak 5-1500 gün arasında adli para cezası belirlenmeli, bir gün karşılığının 20-100 TL arasında takdir edilmelidir. Ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının saptanması gerekir.

DAVA : Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Mahkemece, 5941 sayılı Çek Kanunu’na göre verilecek cezanın üst sınırı ile çek hesabı açma yasağının kaldırılacağı tarih esas alınarak, bu kanunun sanığın aleyhine olduğu kabul edilmiş ve suç tarihinde yürürlükte olan 3167 sayılı kanun uyarınca hüküm kurulmuş ise de; bu kanunların ayrı ayrı olaya uygulanarak sonuç cezaların ve diğer yaptırımların belirlenmesi, öncelikle asıl cezalar karşılaştırılarak daha az cezayı gerektiren kanunun lehe olduğunun kabul edilmesi, asıl cezalar eşit ise diğer yaptırımlar karşılaştırılarak lehe kanunun saptanması gerekmektedir. Buna göre;

1- 3167 sayılı kanun uygulanarak sonuç yaptırımların belirlenmesi,

2- Tutarı 28.734 TL olan suç konusu çekin ibrazı anında çek hesabında 25 TL bulunması ve muhatap bankanın o tarih itibarıyla ödemekle yükümlü bulunduğu miktarın ise 300 TL olması nedeniyle, bu miktar düşüldükten sonra çekin karşılıksız kalan bölümünün 28.409 TL olacağı dikkate alınarak; 5941 sayılı kanunun 5/1. maddesi ile TCK’nın 61. maddesi uyarınca 5-1500 gün arasında adli para cezası belirlenmesi ve TCK’nın 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığının 20-100 TL arasında takdir edilmesi, hesaplanacak adli para cezası 28.409 liradan az ise bu miktara yükseltilerek sonuç adli para cezasının ve ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının saptanması,

3- Daha sonra, her iki kanuna göre belirlenen adli para cezaları ile diğer yaptırımlar karşılaştırılarak, sanığın lehine sonuç doğuran kanunun bir bütün halinde uygulanması

Gerekirken, soyut karşılaştırma ile yetinilerek, belirtilen biçimde hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 11.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY CGK. 2009/5-81 E.- 2009/196 K.

 

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2009/5-81

K. 2009/196

T. 7.7.2009

• YASA YOLUNA BAŞVURU ŞEKLİNİN GÖSTERİLMEMESİ ( Kasten Yaralama ve Reşit Olmayanla Cinsel İlişki – Eksikliği Gidermek Amacıyla Açıklamalı Tebligat İle Hükümlünün Bilgilendirileceği )

• TEBLİGAT İLE BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ ( Kasten Yaralama ve Reşit Olmayanla Cinsel İlişki/Yasa Yoluna Başvuru Şeklinin Gösterilmediği – Eksikliği Gidermek Amacıyla Açıklamalı Tebligat İle Hükümlünün Bilgilendirilmesi Gereği/Aksi Takdirde Kararın Kesinleşmiş Kabul Edilemeyeceği )

• KASTEN YARALAMA ( Yasa Yoluna Başvuru Şeklinin Gösterilmediği – Eksikliği Gidermek Amacıyla Açıklamalı Tebligat İle Hükümlünün Bilgilendirilmesi Gerektiği/Aksi Takdirde Kararın Kesinleşmiş Kabul Edilemeyeceği )

• REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ ( Yasa Yoluna Başvuru Şeklinin Gösterilmediği – Eksikliği Gidermek Amacıyla Açıklamalı Tebligat İle Hükümlünün Bilgilendirileceği )

5237/m. 86, 106

5271/m. 34/2, 309

ÖZET : Kasten yaralama ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanık hakkında; uyuşmazlık kararda yasa yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması halinde, yasa yoluna ilişkin sürelerin işleyip işlemeyeceği, dolayısıyla da somut olayda hükmün kesinleşip kesinleşmediği noktasında toplanmaktadır. Yerel mahkeme kararındaki yasa yolu bildiriminde, yasa yolunun türü, süresi ve merciinin yazılmasına karşın başvuru şekli gösterilmemiştir. Anılan hükümler, yerel mahkemenin bu eksikliği gidermek için yasa yoluna başvuru şekline ilişkin eksikliği gidermeye yeterli açıklamalı tebligat ile hükümlüyü bilgilendirmesini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir bilgilendirme yapılmadan, yapılan bildirimin ve tebliğin geçerliliğinden ve buna bağlı olarak verilen kararın kesinleştiğinden sözedilemez. Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

DAVA : Hükümlü Ö…Y…’ın;

1- Kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCY’nın 86/2 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis,

2- Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı TCY’nın 104 ve 62. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Ş…. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 11.03.2008 gün ve 35–96 sayılı karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Adalet Bakanlığınca 03.12.2008 gün ve 61763 sayı ile; “Kayden 23.04.1989 doğumlu olup, suçun işlendiği 05.12.2006 tarihinde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı TCY’nın 50/3. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlarından birine çevrilmesinin zorunlu olduğu” gerekçesiyle yasa yararına bozma yasa yoluna başvurması üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesince 02.02.2009 gün ve 848-736 sayı ile,

“… T.C. Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nun 34/2, 231/3 ve 231/6. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun dairemizce de benimsenen 30.01.2007 gün ve 2007/9-18 sayılı kararına göre gerek yüze karşı verilen kararlarda, gerekse gıyapta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu olduğu halde, yokluğunda verilen hükümde yasa yolu şeklinin gösterilmediği ve bu haliyle sanığa tebliğ edildiği, açıklanan noksanlık CMK’nun 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni olduğundan Yerel Mahkemenin bu eksikliği gidermeye yeterli meşruhatlı duyuru ile sanığı bilgilendirmesi üzerine eski hale getirme yoluyla temyiz isteğinde bulunması durumunda temyiz incelemesi yapma imkânın bulunduğu nazara alındığında hükmün henüz kesinleşmemiş olduğu ve bu aşamada kanun yararına bozma isteğinde bulunulamayacağı anlaşıldığından kanun yararına bozma istemin reddine…”,

Karar verilmiştir.

Yargıtay C. Başsavcılığı ise 10.04.2009 gün ve 270937 sayı ile;

“… Yerel Mahkemenin kararında yasa yolunun türü, süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek bir biçimde gösterilmiştir. Yasa yolunun şeklinin gösterilmemesi; hakkın kullanılması konusunda tereddüt yaratan, hakkın kullanımını engelleyen bir noksanlık olarak görülemez, bu nedenle temyiz yasa yolunun işlemesini önlemez ve eski hale getirme nedeni oluşturmaz. Kararın kesinleştiğinin kabulü gerekir. Ayrıca, söz konusu noksanlığın, ilgilinin yasal başvuru hakkını kullanması konusunda bir tereddüde neden olduğu hususunda dosyaya yansıyan bir bilgi de bulunmamaktadır…”,

Görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Dairenin yasa yararına bozma isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılarak, istemin esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kararda yasayoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması halinde, yasayoluna ilişkin sürelerin işleyip işlemeyeceği, dolayısıyla da somut olayda hükmün kesinleşip kesinleşmediği noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Sanığın yokluğunda verilen kararda, yasa yolu bildiriminin aynen; “sanık ve müştekinin yokluğunda kararın sanığa tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ilgili Yargıtay Ceza Dairesine temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı” şeklinde olduğu ve hükmün sanığa 11.04.2008 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın temyiz edilmemesi üzerine kesinleştirildiği görülmektedir.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2. fıkrasında: “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve merciilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır” hükmüne yer verilmiş,

Bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı CYY’nın;

34/2. maddesinde: “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir”,

231/2. maddesinde; “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir”,

232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” şeklinde emredici düzenlemeler yer almıştır.

Gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak mercii ile başvuru şeklinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur.

5271 sayılı CYY’nın 40. maddesinin 1. fıkrasında, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin, eski hale getirme isteminde bulunabileceği, 2. fıkrasında ise, yasa yoluna başvuru hakkının kendisine bildirilmemesi halinde, kişinin kusursuz sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında, yukarıda belirtilen hükümlerle birlikte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil Yargılanma Hakkını” düzenleyen 6. maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2. maddesine de dayanılarak yasa yoluna başvuru şeklinin gösterilmemiş olması açıkça eski hale getirme nedeni olarak kabul edilmiştir.

Anılan hükümlerden, hak sahibi olanlar bakımından hüküm ve kararlarda yasa yolu bildiriminin; yasayolu, mercii, şekli ve süresini de kapsayacak şekilde açıkça anlaşılabilir nitelikte olması, keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması gerektiği hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak da adlandırılan yasa yararına bozma yasayolunun koşulları ve sonuçları 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş olup Yasanın 309. maddesinde Adalet Bakanlığına, 310. maddesinde ise Yargıtay C. Başsavcısına tanınan bu yetki, hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları gidermeyi amaçlayan olağanüstü bir yasa yoludur.

Bu açıklamalar ışığında tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;

Yerel mahkeme kararındaki yasa yolu bildiriminde, yasa yolunun türü, süresi ve merciinin yazılmasına karşın başvuru şekli gösterilmemiştir. Anılan hükümler, yerel mahkemenin bu eksikliği gidermek için yasa yoluna başvuru şekline ilişkin eksikliği gidermeye yeterli açıklamalı tebligat ile hükümlüyü bilgilendirmesini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir bilgilendirme yapılmadan, yapılan bildirimin ve tebliğin geçerliliğinden ve buna bağlı olarak verilen kararın kesinleştiğinden söz edilemez.

Bu itibarla, kesinleşmeyen hüküm veya kararlar hakkında yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından, Özel Dairece yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Kurul üyesi; “Yerel mahkeme kararında yasa yolunun türü, süresi ve merciinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterildiği, sadece başvuru şeklinin gösterilmediği, hükümlünün süresi içinde herhangi bir biçimde temyiz başvurusunda bulunmadığı, yerel mahkeme kararındaki yasa yolu bildiriminde yasa yoluna başvurma hakkının kullanılması konusunda duraksama oluşturan ya da bu hakkın kullanılmasını engelleyen bir eksikliğin olmadığı, bu nedenle yasa yoluna başvuru şeklinin gösterilmemesinin temyiz süresinin işlemesini önlemeyeceği ve eski hale getirme nedeni oluşturmayacağı, dolayısıyla da kararın kesinleştiğinin kabul edilmesi gerektiği” görüşüyle Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulü yönünde oy kullanmıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere, Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2009 günü yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 07.07.2009 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

ibraz eden hamil

T.C.
Yargıtay
10. Ceza dairesi
Tarih:11.01.2011
Esas No:2009/12640
Karar No:2011/241
İlgili Maddeler:5941 Sayılı Çek Kanunu 5. mad.
İlgili Kavramlar:KARŞILIKSIZ ÇEK ŞİKAYET HAKKI

Dosya incelendi:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1- SUÇA KONU 05.03.2006 KEŞİDE TARİHLİ ÇEK FOTOKOPİSİNDE, ŞİKAYETÇİ …….’YA AİT CİRONUN İPTAL EDİLMİŞ OLDUĞU, Türk Ticaret Kanunu 702. MADDESİNE GÖRE İPTAL EDİLMİŞ CİROLARIN YOK SAYILACAĞI DİKKATE ALINARAK; SUÇ KONUSU ÇEKİN İBRAZ ANINDA ALINAN FOTOKOPİSİNİN OKUNAKLI VE ONAYLI ÖRNEĞİ İLE GEREKTİĞİNDE ASLI GETİRTİLİP, ŞİKAYETÇİNİN CİROSUNUN İPTAL EDİLİP EDİLMEDİĞİNİN VE ŞİKAYETÇİNİN İBRAZ EDEN KONUMDA OLUP OLMADIĞININ, BUNA BAĞLI OLARAK ŞİKAYET HAKKININ BULUNUP BULUNMADIĞININ SAPTANMASI, SONUCUNA GÖRE SANIĞIN HUKUKİ DURUMUNUN BELİRLENMESİ GEREKİRKEN, EKSİK ARAŞTIRMA İLE MAHKUMİYET HÜKMÜ KURULMASI,
2-20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, suç konusu tüm çekler yönünden sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 11.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.