5237 SAYILI TCK MADDE 123 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

12. CEZA DAİRESİ

E. 2011/5602

K. 2011/3661

T. 25.10.2011

• HUZUR VE SÜKUNU BOZMA ( Sanığın Araçla Şehir Merkezinde Katılanın Aracını Takip Etmesi Katılan Hızını Azalttığında Kendisinin de Azaltması Selektör Yapıp Yanına Geçmesi Katılanın Polis Merkezine Dönmesi Üzerine Takibi Bırakmasının Suçu Oluşturacağı )

• ŞEHİR MERKEZİNDE ARACIYLA DİĞER ARACI RAHATSIZ ETMEK ( Takip Etmek Katılan Hızını Azalttığında Azaltmak Selektör Yapıp Yanına Geçmek Katılanın Polis Merkezine Dönmesi Üzerine Takibi Bırakmak – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunu Oluşturduğu )

• TRAFİKTE ARAÇ TAKİBİ SURETİYLE HUZURU BOZMAK ( Katılan Hızını Azalttığında Azaltmak Selektör Yapıp Yanına Geçmek Katılanın Polis Merkezine Dönmesi Üzerine Takibi Bırakmak – Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçunu Oluşturduğu )

5237/m. 123/1

ÖZET : Sanığın yönetimindeki araçla, şehir merkezinde, katılanın idaresindeki aracı bir süre takip etmesi, aracın yanına geçip, katılan ve yanındaki arkadaşına, kendi aracında bulunan arkadaşları ile birlikte gülmeleri, katılan hızını azalttığında kendisinin de aracın hızını azaltması, katılana selektör yapıp yanına geçmesi, katılanın polis merkezinin bulunduğu tarafa dönmesi üzerine takibi bırakması şeklinde gelişen olayda, sanığın gerçekleşen eylemi kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturur. Bu husus gözetilmelidir.

DAVA : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Olay tarihinde, sanığın yönetimindeki araçla, şehir merkezinde, katılanın idaresindeki aracı bir süre takip etmesi, takip sırasında katılanın yönetimindeki aracın yanına geçip, katılan ve yanındaki arkadaşına, kendi aracında bulunan arkadaşları ile birlikte gülmeleri, katılan hızını azalttığında kendisinin de aracın hızını azaltması, katılana selektör yapıp yanına geçmesi, katılanın polis merkezinin bulunduğu tarafa dönmesi üzerine takibi bırakması şeklinde gelişen olayda, sanığın gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 123/1. maddesinde tanımlanan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı gerekçelerle sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 119 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

6. CEZA DAİRESİ

E. 2009/13800

K. 2011/20509

T. 11.7.2011

• HIRSIZLIK ( 5237 S.K.’da Tanımlanan Suçunun 765 S.K’deki Md. 492’de Tanımlanan Suçtan Farklı Olduğu – Sanığın Yakınanların Oturduğu Eve Kapıyı Kırarak Girip Hırsızlık Yaptığı/Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Mala Zarar Verme Suçlarının Oluştuğunun Gözetileceği )

• KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ ( 5237 S.K.’da Tanımlanan Hırsızlık Suçu İle 765 S.K’deki Md. 492’de Tanımlanan Suçtan Farklı Olduğu – Sanığın Yakınanların Oturduğu Eve Kapıyı Kırarak Girip Hırsızlık Yaptığı/Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Mala Zarar Verme Suçlarının Oluştuğu )

• MALA ZARAR VERMEK ( 5237 S.K.’da Tanımlanan Hırsızlık Suçunun 765 S.K’deki Md. 492’de Tanımlanan Suçtan Farklı Olduğu – Sanığın Yakınanların Oturduğu Eve Kapıyı Kırarak Girip Hırsızlık Yaptığı/Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Mala Zarar Verme Suçlarının Oluştuğu )

5237/m.116119141142

765/m.492

ÖZET : 5237 Sayılı T.C.K.nın tanımlanan basit ve nitelikli hırsızlık suçu ile 765 Sayılı Kanunda tanımlanan ( Md. 492 )suçun öğelerinin farklı olduğu; diğer sanık ile birlikte olay günü gece vakti saat 00.30 sıralarında yakınanların birlikte oturdukları eve mutfak kapısını tekme ile kırarak girip hırsızlık yapan hükümlünün eyleminin, hırsızlık suçunun yanı sıra aynı yasanın geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu gözetilmelidir.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan hükümlü hakkında, 5271 Sayılı C.M.K.nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.7.2006 tarih, 2006/5-182/182 Sayılı kararları ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.

İnceleme konusu karara gelince;

1- )5237 Sayılı T.C.K.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu; diğer sanık ile birlikte olay günü gece vakti saat 00.30 sıralarında yakınanların birlikte oturdukları eve mutfak kapısını tekme ile kırarak girip hırsızlık yapan hükümlünün eyleminin, 5237 Sayılı T.C.K.nın 142/1-b ve 143/1. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Yasanın 116/1-4, 119/1-c, maddelerine uyan geceleyin konut dokunulmazlığını bozmak ve anılan Yasanın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu gözetilmeden bu konuda değerlendirme yapılmaması,

2- )Hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 492/1, 522/1 ( pek hafif ), 55/3, 647 Sayılı Kanunun 4/1. maddeleriyle, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 31/3, 116/1-4, 119/1-c, 31/3, 151/1, 31/3. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında, 765 Sayılı Kanun hükümlerinin hükümlü lehine olduğunun gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

3- )5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi gereğince “uzlaşma” hükmünün değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- )5252 Sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, 5237 Sayılı Yasaya göre hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemleri sebebiyle 5237 Sayılı Kanunun 61/1. maddesi uyarınca, temel cezaların ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi uyarınca “uzlaşma” hükümlerinin uygulanması ile bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu olduğunun düşünülmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 11.7.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 119 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/2258

K. 2011/1082

T. 14.9.2011

• KEŞİF ZAPTININ MATBU OLARAK HAZIRLANMASI ( Keşif Zaptının Bilirkişinin Kimlik Bilgileri İle Andını İçeren Bölümünün Matbu Olarak Tanziminin Hukuka Aykırı Olduğu )

• HIRSIZLIK ( 5237 S.K.’da Tanımalanan Hırsızlık Suçunun 765 S.K. Md. 493/1’den Farklı Olduğu – Sanığın Eyleminin Hırsızlık Suçu Yanında 5237 S.K. Açısından Gece Vakti Konut Dokunulmazlığı Suçunu da Oluşturduğu/Lehe Kanun Karşılaştırmasında Bu Hususun Dikkate Alınacağı )

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMA ( 5237 S.K.’da Tanımalanan Hırsızlık Suçunun 765 S.K. Md. 493/1’den Farklı Olduğu – Sanığın Eyleminin Hırsızlık Suçu Yanında 5237 S.K. Açısından Gece Vakti Konut Dokunulmazlığı Suçunu da Oluşturduğu )

• LEHE KANUN KARŞILAŞTIRILMASI ( 5237 S.K.’da Tanımalanan Hırsızlık Suçunun 765 S.K. Md. 493/1’den Farklı Olduğu – Sanığın Eyleminin Hırsızlık Suçu Yanında 5237 S.K. Açısından Gece Vakti Konut Dokunulmazlığı Suçunu da Oluşturduğu/Karşılaştırmada Bu Hususun Gözetileceği )

765/m.493/1

5237/m.116,119141142

ÖZET : Hırsızlık suçunda; hükme dayanak yapılan keşif zaptının, uzmanlık konusu da anlaşılamayan bilirkişinin kimlik bilgileri ile andını içeren bölümünün matbu olarak tanzimi hukuka aykırıdır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan hırsızlık suçunun 765 S.K. Md. 493/1’de tanımlanan suçtan farklı olduğu gözetilmelidir. Sanığın eylemi hırsızlık suçunun yanında 5237 S.K.’da yer alan gece vakti işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğundan lehe kanun karşılaştırılmasında bu husus dikkate alınmalıdır.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Gaziantep H Tipi ve E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüklerinin yazılarına göre, kararı temyiz eden Sanıklar S. Z. ve İ. İ.’in başka suçlardan aynı yargı çevresindeki ceza evinde hükümlü olarak bulunduklarının anlaşılması karşısında, hükümün açıklandığı 04.05.2006 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüklerine karar verilmesi suretiyle 5271 Sayılı C.M.K.nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması.

Hükme dayanak yapılan 30.05.2001 tarihli keşif zaptının, uzmanlık konusu da anlaşılamayan bilirkişinin kimlik bilgileri ile andını içeren bölümünün matbu olarak tanzimi suretiyle 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 61, 65, 72 ve 264. maddeleri ile 5271 Sayılı C.M.K.nun 53, 54, 55, 62 ve 221. maddelerine aykırı davranılması,

5237 Sayılı T.C.K.nin 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1. maddesinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, somut olayda sanıkların eylemlerinin 142/1-b, maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Yasanın 116/2-4 ve 119/1-c maddesinde tanımlanan gece vakti işyeri dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğunun gözetilmemesi ve 5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümün açıklanan sebeplerle istem gibi BOZULMASINA, 14.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 119 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

13. CEZA DAİRESİ

E. 2011/13812

K. 2011/2940

T. 18.10.2011

• HIRSIZLIK ( Belli Haklardan Yoksun Bırakılmaya İlişkin Uygulama Yapılırken Her Bir Suç Sebebiyle Verilen Cezanın Yasal Sonucu Olarak Her Suç İçin Ayrı Ayrı Uygulanacağı – Sonuç Ceza Üzerinden Bir Defa Hüküm Kurulmasının Hukuka Aykırı Olduğu )

• BELLİ HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILMA ( Hırsızlık – Belli Haklardan Yoksun Bırakılmaya İlişkin Uygulama Yapılırken Her Bir Suç Sebebiyle Verilen Cezanın Yasal Sonucu Olarak Her Suç İçin Ayrı Ayrı Uygulanacağı )

• İŞYERİ DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL ( Hırsızlık Fiilini Gerçekleştirmek İçin İşyeri Dokunulmazlığını Birlikte İhlal Eden Sanıklar Hakkında 5237 S.K. Md.119/1’in Uygulanacağı )

• YARGILAMA GİDERİ ( Birlikte İşlenmiş Suç Sebebiyle Mahkum Edilmiş Olan Sanıkların Sebebiyet Verdikleri Yargılama Giderlerinden Ayrı Ayrı Ortak Yargılama Giderlerinden de Paylarına Düşen Miktarda Eşit Olarak Sorumlu Tutulacağı )

5237/m.141119

ÖZET : Hırsızlık suçunda; belli haklardan yoksun bırakılmaya ilişkin uygulama yapılırken her bir suç sebebiyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Hırsızlık fiilini gerçekleştirmek için işyeri dokunulmazlığını birlikte ihlal eden sanıklar hakkında Md. 119/1-c’nin ( birden fazla kişi ile birlikte )uygulanmaması hukuka aykırıdır.

Birlikte işlenmiş suç sebebiyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıkların, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması sebebiyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nun 231 inci maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;

A- ) Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Sanıklar hakkında ceza uygulanması sırasında, 5237 Sayılı T.C.K.nın 35 inci maddesinin, aynı Kanunun 143 üncü maddesinden önce uygulanması suretiyle, T.C.K.nun 61 inci maddesine aykırı davranıldığı belirlenmiş ise de, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

T.C.K.nın 53 üncü maddesiyle uygulama yapılırken, her bir suç sebebiyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması; 5237 Sayılı T.C.K.nun 53/1 inci maddesinin ( c ) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salIVerme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar C. T. ve C. K. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi aracılığıyla 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “T.C.K.nun 53/1 inci maddesinin uygulanmasına” dair bölüm çıkarılarak, yerine “53/1 inci maddesinde belirtilen ve 53/3 üncü maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3 üncü maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salIVerilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına,

B- )Sanıklar hakkında geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Hırsızlık fiilini gerçekleştirmek için işyeri dokunulmazlığını birlikte ihlal eden sanıklar hakkında T.C.K.nın 119/1-c, maddesinin uygulanmaması,

2- )Hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince işyeri dokunulmazlığını ihlal suçuyla ilgili olarak uzlaştırma işlemi yapılması zorunluluğu,

3- )Kabule göre de;

a- ) Sanıklar hakkında T.C.K.nın 53 üncü maddesiyle uygulama yapılırken, her bir suç sebebiyle verilen cezanın yasal sonucu olarak her suç için ayrı ayrı anılan maddenin uygulanması gerekirken, sonuç ceza üzerinden bir defa hüküm kurulması ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 53/1 inci maddesinin ( c ) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salIVerme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,

b- ) 5271 Sayılı C.M.K.nun 326/2 nci maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç sebebiyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar C. T.ve C. K. müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 117 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2008/1982

K. 2008/5731

T. 8.7.2008

• ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİ İHLAL ( Uzlaşma Kapsamında Bulunduğu – Buna Göre Uzlaştırma İşlemi Yapılıp Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• HAKARET ( Çalışma Hürriyetini İhlal – Uzlaşma Kapsamında Bulunduğundan Buna Göre Uzlaştırma İşlemi Yapılıp Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• UZLAŞMA ( Hakaret – Uzlaşma Kapsamında Bulunduğundan Buna Göre Uzlaştırma İşlemi Yapılıp Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gerektiği )

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Değişik 5271 Sayılı CMK’nun 231. Maddesi Uyarınca Sanıkların Hukuki Durumunun Yeniden Değerlendirilmesi Gerektiği )

5237/m.73,117

5271/m.231,253,254

ÖZET : 1- Sanıkların üzerine atılı çalışma hürriyetini ihlal ve hakaret suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, buna göre uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

b- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Metin Topdemir’i kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten, hakaretten, tehdit suçlarına eksik derecede teşebbüsten sanıklar Muhyettin Türkmen, Ziya Türkmen ile Eşref Türkmen, izinsiz silah taşımaktan sanık Ziya Türkmen’in bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüklerine, Ziya Türkmen’in 6136 sayılı kanuna muhalefetten beraatine ilişkin ( DİYARBAKIR ) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16/10/2006 gün ve 158/466 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar Muhyettin, Eşref Türkmen ile müdahil vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

KARAR : 1- Sanık Ziya’nın vekili veya müdafisi olmayan avukat Murat Acar’ın bu sanık hakkındaki temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

2- Müdahilin 6136 sayılı yasaya muhalefet suçuna müdahale hakkı bulunmadığından ve bozma öncesi verilen sanık Ziya hakkındaki bu suçtan verilen karar temyiz inceleme kapsamında bulunmayıp kesinleşmiş olduğundan, sanık Ziya hakkında bu suçtan yeniden verilen beraat kararı yok hükmünde sayıldığından müdahil vekilinin bu suça yönelen temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

3- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı bir sebep bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıklar Eşref ve Muhyettin müdafiinin bir sebebe dayanmayan, müdahil vekilinin suç vasfına, cezaların paraya çevrilip ertelenmesinin uygun olmadığına vesaireye ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

a- Sanıkların üzerine atılı 5237 sayılı TCK.nun 117. maddesinde düzenlenen çalışma hürriyetini ihlal ve aynı yasanın 125. maddesindeki hakaret suçunun 5237 sayılı TCK.nun 73. maddesi ve CMK.nun 253. ve 254. maddelerine göre uzlaşma kapsamında bulunduğu, buna göre uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

b- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanıklar Eşref ve Muhyettin müdafii ile müdahil vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ( BOZULMASINA ), 08.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 117 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

4. CEZA DAİRESİ

E. 2009/688

K. 2009/8117

T. 29.4.2009

• İŞ VE ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SINIRLAMA ( Sanık İle Katılan Arasında 253. Maddede Öngörülen Yönteme Uygun Olarak Gerçekleştirilecek Uzlaştırma Girişiminin Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Belirlenmesi Gerektiği )

• UZLAŞTIRMA GİRİŞİMİ ( İş ve Çalışma Özgürlüğünü Sınırlama – Sanık İle Katılan Arasında 253. Maddede Öngörülen Yönteme Uygun Olarak Gerçekleştirilecek Uzlaştırma Girişiminin Sonucuna Göre Sanığın Hukuki Durumunun Belirlenmesi Gerektiği )

• ADLİ PARA CEZASI ( Seçimlik Olarak Öngörülüp Yasanın 52. Maddesi Uyarınca Belirlenecek Adli Para Cezasının Sanık Lehine Sonuç Doğuracağının Gözetilmemesinin Yasaya Aykırı Olduğu )

5237/m.52,61/9,117/1

5271/m.253

ÖZET : 1- 5237 sayılı T.C.Y.nın 117/1. Maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı iş ve çalışma özgürlüğünü Sınırlama suçunu işlediği iddia edilen sanık ile katılan arasında 5271 sayılı C.Y.Y.nın 5560 sayılı Yasa ile değişik 253. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak gerçekleştirilecek uzlaştırma girişiminin sonunca göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir.

2- Sanık hakkında alt sınırdan hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi, 5237 sayılı T.C.Y.nın 61/9 maddesinin 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe girmesi ve suç tarihi karşısında, 5237 sayılı T.C.Y.nın 117/1 maddesinde seçimlik olarak öngörülüp aynı Yasanın 52. maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının, sanık lehine sonuç doğuracağının gözetilmemesi, Yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi:

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1 ) 5237 sayılı T.C.Y.nın 117/1. Maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı iş ve çalışma özgürlüğünü Sınırlama suçunu işlediği iddia edilen sanık ile katılan arasında 5271 sayılı C.Y.Y.nın 5560 sayılı Yasa ile değişik 253. maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak gerçekleştirilecek uzlaştırma girişiminin sonunca göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanığın suçu kabullenmemesinden ötürü uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı biçimindeki, karar tarihi itibariyle yasal olmayan gerekçeye dayanılarak hüküm kurulması,

2 ) Kabule göre,

a ) Sanık hakkında alt sınırdan hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesi, 5237 sayılı T.C.Y.nın 61/9 maddesinin 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe girmesi ve suç tarihi karşısında, 5237 sayılı T.C.Y.nın 117/1 maddesinde seçimlik olarak öngörülüp aynı Yansın 52. maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının, sanık lehine sonuç doğuracağının gözetilmemesi,

b ) 647 sayılı Yasanın 6. maddesinin uygulanmasında yargıca ölçüt olması gereken sanığın geçmişteki durumu ve suç işleme konusundaki eğilimleri dikkate alınmadan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanık C. A. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

5237 SAYILI TCK MADDE 117 İÇTİHAT

T.C.

YARGITAY

8. CEZA DAİRESİ

E. 2007/12444

K. 2010/6189

T. 27.4.2010

• LEHE KANUN UYGULAMASI ( Hak Yoksunluğunun Uygulanması ve Hüküm Öncesi Şahsi Hürriyetlerinin Sınırlı Kaldığı Günlerin Cezalarından Mahsup Edilmesinde 5237 S. TCK’nın Hükümlerinin Uygulanması Suretiyle Lehe Yasa Uygulamasının Karıştırılmasının Bozmayı Gerektirdiği )

• HAK YOKSUNLUĞU UYGULAMASI ( Hüküm Öncesi Şahsi Hürriyetlerinin Sınırlı Kaldığı Günlerin Cezalarından Mahsup Edilmesinde 5237 S. TCK’nın Hükümlerinin Uygulanması Suretiyle Lehe Yasa Uygulamasının Karıştırılmasının Bozmayı Gerektirdiği )

• TAKDİRİ İNDİRİM ( 765 S. TCK’nın Sanıklar Lehine Olduğu Kabul Edilmesine Göre Lehe Yasanın Bütün Halinde Uygulanması Gerektiği )

765/m.201436

5237/m.80117227

ÖZET : 765 sayılı TCK’nın sanıklar lehine olduğu kabul edilmesine göre lehe yasanın bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken ve takdiri indirim uygulanırken 765 sayılı TCK’nın 201 /b-1 ve 59/2. madde ve fıkralarının uygulanmasına karşın, hak yoksunluğunun uygulanması ve hüküm öncesi şahsi hürriyetlerinin sınırlı kaldığı günlerin cezalarından mahsup edilmesinde 5237 sayılı TCK’nın hükümlerinin uygulanması suretiyle lehe yasa uygulamasının karıştırılması, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak:

1- Ukrayna uyruklu sanık T. A. ve eşi sanık H. A. ‘nın Ukrayna uyruklu mağdureler V. D., T. G. ve G. D.’yu gezdirme teklifiyle yasal yollardan Türkiye’ye getirdikten sonra İstanbul da diğer sanık Y. A. ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen İsmet isimli kişiye teslim ettikleri, sanık Yakup ve ismet isimli kişinin de mağdureleri Silivri ilçesine getirip burada otel de ve kiraladıkları evde cebir ve tehdit ile fuhuşa yönelttiklerinin anlaşılması karşısında; sanıkların eyleminde 765 sayılı TCK’nın 201/b madde ve fıkrasındaki “zorla çalıştırma veya hizmet ettirmek, esarete veya benzer uygulamalara tabi kılmak…” şeklinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, “fuhuş yaptırmak” maksadıyla insan ticareti suçunun düzenlendiği 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 3. maddesiyle değişik 5237 sayılı TCK’nın 80. maddesinin ise suç tarihinde yürürlükte olmadığı gözetilerek, sanıklar hakkında cebir, tehdit ve hile kullanmak suretiyle fuhuş için tedarik suçundan suç tarihinde 21 yaşını bitirmemiş olan mağdureler V.D., G.D.’ye yönelik eylemlerinden 765 sayılı TCK’nın 436/2. fıkra, 1. cümlesi uyarınca mağdur sayısınca, suç tarihinde 21 yaşını bitirmiş olan mağdure T.G.’e yönelik eylemlerinden ise 765 sayılı TCK’nın 436/1. fıkra, 2 cümlesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, aynı yasanın 201 /b-1 madde ve fıkrası uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Uygulamaya göre de; 765 sayılı TCK’nın sanıklar lehine olduğu kabul edilmesine göre lehe yasanın bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında temel ceza belirlenirken ve takdiri indirim uygulanırken 765 sayılı TCK’nın 201 /b-1 ve 59/2. madde ve fıkralarının uygulanmasına karşın, hak yoksunluğunun uygulanması ve hüküm öncesi şahsi hürriyetlerinin sınırlı kaldığı günlerin cezalarından mahsup edilmesinde 5237 sayılı TCK’nın hükümlerinin uygulanması suretiyle lehe yasa uygulamasının karıştırılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar hakkında kurulan hükmün, ceza miktarı itibariyle CMUK’un 326/ son madde ve fıkrası gereğince kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 43 takipçiye katılın