Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmesi Yargıtay Kararı

T.C.

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2010/11-236

K. 2010/254

T. 7.12.2010

• SİGORTA BEDELİNİ ALMAK AMACIYLA DOLANDIRICILIK ( Suçun 01.06.2005 Tarihinden Önce İşlendiği/Sanık Hakkında Doğrudan Para Cezasına Hükmedildiği – İnfaz Aşamasında Cezanın Ödenmediği/Hapse Çevirme İşleminde 5275 S.K. Md. 106’nın Uygulanacağı )

• DOLANDIRICILIK ( Suçun 01.06.2005 Tarihinden Önce İşlendiği/Doğrudan Para Cezasına Hükmedildiği – İnfaz Aşamasında Ödenmediği/Hangi Miktar Üzerinden Paraya Çevrildiyse Aynı Miktar Üzerinden Hapse Çevirme İşlemi Yapılacağı )

• BİR HAZİRAN 2005’TEN ÖNCE İŞLENMİŞ SUÇ ( Dolandırıcılık Nedeniyle Sanık Hakkında Doğrudan Para Cezasına Hükmedildiği – İnfaz Aşamasında Ödenmediği/Hapse Çevirme İşleminde 5275 S.K. Md. 106’nın Uygulanacağı )

• DOĞRUDAN VERİLEN ADLİ PARA CEZASININ İNFAZ AŞAMASINDA ÖDENMEMESİ ( Dolandırıcılık Suçunun 01.06.2005 Tarihinden Önce İşlendiği – Hangi Miktar Üzerinden Paraya Çevrildiyse Aynı Miktar Üzerinden Hapse Çevirme İşlemi Yapılacağı )

5237/m.52, 158

5275/m.106

ÖZET : Hükümlü hakkında, işlediği “sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık” suçu nedeniyle 5237 sayılı TCY hükümleri lehe kabul edilerek verilen hükümle ilgili olarak; uyuşmazlık, 01.06.2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlara ilişkin olarak kurulan hükümlerde, doğrudan belirlenmiş gün para cezasının infaz aşamasında ödenmemesi halinde hangi miktar üzerinden hapse çevrilmesi gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.

Suç tarihi ister 01 Haziran 2005 tarihinden önce, isterse sonra olsun, doğrudan verilmiş olan adli para cezalarının ödenmemesi üzerine yapılması gereken hapse çevirme işleminin, bu madde ile kurulması amaçlanan sistemin ayrılmaz bir parçası olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Adli Para Cezasının İnfazı” başlıklı 106. maddesi uyarınca yapılması zorunludur. Hangi miktar üzerinden paraya çevirme işlemi yapılmış ise aynı miktar üzerinden hapse çevirme işlemi yapılması gerekir.

DAVA : Hükümlü S. S.’nın, sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCY’nın 158/1-k, 52/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 25.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Bolu Ağır Ceza Mahkemesince 05.07.2005 gün ve 177-190 sayı ile verilen hüküm, Yargıtay 11. Ceza Dairesince 08.04.2008 gün ve 1367-2691 sayı ile onanarak kesinleşmiştir.

İnfaz sırasında “ödenmeyen adli para cezasının hangi miktar üzerinden hapse çevrileceği” konusunda duraksama yaşanması ve mahkemeden bu hususla ilgili karar istenmesi üzerine, Bolu Ağır Ceza Mahkemesince 23.01.2009 gün ve 2009/70 müteferrik sayı ile;

“… İncelenen dosya kapsamına göre; hükümlü S. S.’nın 02.11.2004 tarih ve öncesi gerçekleştirdiği nitelikli dolandırıcılık eylemi nedeniyle mahkememizin 05.07.2005 tarihli kararı ile daha lehine sonuç doğuran 5237 sayılı TCK’nun 158/1-k, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca iki yıl altı ay hapis ve 25.000,00 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilip, bu karar Yargıtay 11. Ceza Dairesince 08.04.2008 tarih 1367-2691 sayı ile onararak kesinleşmiştir. Kartal C. Başsavcılığınca hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca gün hesabına göre belirlenmiş adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hangi miktara göre hapse çevrileceğinin tespiti istenilmektedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun diğer hükümlerinden farklı olarak 01 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe giren geçici 1. maddesinde ‘… 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün 100 TL hesabı ile hapsedilirler…’ düzenlemesi yapılmıştır.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesinin amacının 5237 sayılı TCK’nun 5. maddesi ile getirilen ‘bu kanunun genel hükümleri özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında uygulanır’ yolundaki emredici düzenleme nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun dışındaki ceza hükmü içeren kanunlara göre hükmedilmiş adli para cezalarının, özel ceza hükmü içeren yasaların 5237 sayılı TCK’nun genel hükümlerine uyumlu hale getirilmesine kadar ortaya çıkan kargaşayı önlemektir.

Dikkat edileceği üzere 01 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenen suçlarda da özel ceza yasalarında hükmedilen gün hesabına göre belirlenmemiş adli para cezaları yönünden de hapse çevirme işlemi 5275 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince günlüğü 100 TL üzerinden yapılacaktır.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirleri Hakkındaki Kanunun geçici 1. maddesi doğal olarak 5237 sayılı TCK’na uyumu amaçladığından, ‘… 5237 sayılı TCK’nu dışındaki …’ ibaresiyle 5237 sayılı TCK’nun hükümlerine göre belirlenecek adli para cezalarının hapse çevrilmesinde 5237 sayılı TCK ayrık tutulmuştur.

Ancak; 5237 sayılı TCK’nun 01 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle bu tarihten önce işlenen suçlarda sanık lehine değerlendirme yapılması zaruri olduğundan 5275 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde ‘… 5237 sayılı TCK dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün 100 TL hesabı ile hapsedilirler…’ hükmüyle getirilmiş istisnanın 01 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca gün hesabına göre belirlenmiş adli para cezaları yönünden uygulanması mümkün olmadığı, aksi düşüncenin ceza yargılaması sırasında lehe yasa olarak tespit edilen 5237 sayılı TCK’nun infaz aşamasında hükümlünün aleyhine sonuç doğuracağı, bunun da yasa tarafından amaçlanmadığını düşünüyoruz.

Öte yandan, 01 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suç nedeniyle mahkememizce 5237 sayılı TCK’nun lehe olduğu tespit edilerek hürriyeti bağlayıcı ceza gün hesabı ile adli para cezasına hükmedilmiştir.

İnfaz aşamasında hürriyeti bağlayıcı ceza ve ödenmemesi halinde adli para cezasının hapse çevrilmesinden sonra şartla tahliye hükümlerinin 2148 sayılı Yasa ile değişik ek 2. maddesinin uygulanabilmesi nedeniyle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun daha lehe olduğu her türlü tartışmadan uzaktır.

01 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş suç yönünden lehe yasa olarak belirlenen 5237 sayılı TCK’na göre verilen cezadan sonra yapılacak infaz işlemleri sırasında tayin edilmiş adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevirme işlemi tamamıyla infaza ilişkin olup, maddi ceza hukuku olan 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca gün olarak belirlenmiş para cezasının ödenmemesi üzerine hapse çevirmede temel alınan bir gün karşılığı adli para cezası miktarının ayrı bir değerlendirme olan infazda esas alınması mümkün değildir.

Olayımızda infazda 647 sayılı Yasanın daha lehe sonuç doğurduğu sabit olmakla hükümlünün 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca belirlenmiş adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle 647 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca günlüğü 100 TL’den hapse çevrilerek ve koşulları oluştuğu takdirde 647 sayılı Kanunun 19. maddesi uygulanarak infazın yapılması gerekmektedir.

Aksi görüşe dayanak yapılan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.06.2007 tarih ve 113-127 sayılı içtihadındaki ‘… Hapis cezasının paraya çevrilmesinden sonra, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapsin infazına’ karar verilmesi işlemi, 50. maddedeki sistem açısından bakıldığında sırf bir infaz işlemi sayılamaz, burada maddi cezanın belirlenmesi işlemi devam etmektedir. Zaten bu yüzden de, infaz işlemlerinin infaz yasalarında düzenlemesi için özel bir gayret gösterilen yeni sistemde dahi, bu işleme ilişkin hususlar Türk Ceza Yasası içerisine dercedilmiştir.

Oysa 52. maddeye göre verilen para cezalarının ödenmemesi halinde yapılacak işlem tam anlamıyla bir infaz işlemidir, bu nedenle de buna ilişkin hususların tamamı İnfaz Yasasında düzenlenmiştir.

647 sayılı Yasaya göre ödenmeyen para cezasını hapse çevirme işlemi de tam anlamıyla bir infaz işlemidir.

50. maddeye göre yapılan işlemlerde, 50. maddenin 6. fıkrasına göre ‘hapsin infazına karar verildiği durumlarda ise, bu aşamadan sonraki işlemler tam olarak infaz işlemi sayılabilir. O yüzden, infaz aşamasında hangi yasanın daha lehe olduğuna bu aşamadan sonra bakılmalıdır…’ ibarelerinden de anlaşılacağı üzere 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesi uyarınca tespit edilen ödenmeyen adli para cezası yönünden para cezasını hapse çevirme işleminin 5237 sayılı TCK’nun 50. maddesi gereğince yapılması gerekirken, 01 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesi uyarınca belirlenmiş adli para cezalarının hapse çevrilme işlemi Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 06.06.2006 tarih ve 2735-11448 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, doğrudan infazla alakalı olduğundan en lehe olacak şekilde günlüğü 100.00 TL’den hapse çevirme işleminin yapılması gerekmektedir” gerekçesine dayalı olarak, “mahkemenin 05.07.2005 tarih ve 177-190 karar sayılı dosyasında; hükümlü S. S. hakkında 5237 sayılı TCK’nun 52/2. maddesine dayanak olarak günlüğü 30.00 TL’den belirlenmiş toplam 25.000.00 YTL adli para cezasının hapse çevirme işleminin 647 sayılı Yasa hükümlerine göre günlüğü 100.00 TL’den yapılmasına…”;

Dair verilen bu karara Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilmesi üzerine ise; Düzce Ağır Ceza Mahkemesince 24.02.2009 gün ve 2009/190 değişik iş sayı ile; “…itirazın reddine…” karar verilmiştir.

Bunun üzerine; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.01.2010 gün ve 4471 sayılı yazısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2010 gün ve 23318 sayılı ihbarnamesiyle;

“… Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle verilen Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.04.2008 tarihli ve 2008/5462-6055 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/3 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 1. maddelerinde öngörülen, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesinde bir gün karşılığı olarak 100 Türk lirasının esas alınacağına ilişkin hükmün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezalarının ödenmemesi durumunda geçerli olduğu, nitekim 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinde, ‘Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir’ hükmünün yer aldığı cihetle, 5237 sayılı Kanun uyarınca verilen ya da diğer kanunlara göre verilip de, adli para cezasının gün karşılığı olarak miktarı belirtilen ilamlarda, mahkemece bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ne kadar ise, aynı miktar üzerinden ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir…”

Şeklindeki açıklamaya dayalı olarak yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulmuş;

Yargıtay 11. Ceza Dairesince de 01.10.2010 gün ve 2310-10513 sayı ile;

“… Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 05.06.2007 gün ve 2007/113 esas, 2007/127 sayılı kararında da açıklandığı üzere; 01.06.2005 tarihinden önce; hürriyeti bağlayıcı cezadan paraya çevirme işlemleri 647 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılmakta, bu şekilde hükmedilen para cezasının ödenmemesi halinde ise tekrar hapse çevirme işlemleri 647 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca gerçekleştirilmektedir.

647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 7. fıkrasında; ‘Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içerisinde para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararıyla bir gün üçmilyon lira sayılmak üzere hapsedilir. Artıklar nazara alınmaz. Ancak, üçmilyon liradan aşağı hükmolunan para cezaları bir gün hapse çevrilir. Haklarında Türk Ceza Kanununun 54 ve 55 inci maddeleri ile 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesi uygulanmak suretiyle hüküm giyenlerin para cezaları kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilmiş olsa bile hapse çevrilemez. Bu takdirde maddenin son fıkrası hükümleri uygulanır’.

Anılan maddenin 8. fıkrasında; ‘Para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilamında yazılı olmasa bile yukarıdaki hüküm Cumhuriyet Savcılığınca uygulanır’.

Aynı maddenin 10. fıkrasında ise; ‘Hükümlü, mahpus kaldığı, her gün için yedinci, fıkra uyarınca üçmilyon lira indirildikten sonra kalan parayı öderse hapisten çıkarılır’ biçimindeki hükümler yer almakta olup, 647 sayılı Yasadaki düzenlemeye göre; paradan çevrilen hapis cezası, mahiyeti itibarıyla ‘tazyik hapsi’ olup, bir başka deyişle, amacın para cezasını tekrar hapse çevirmek değil, para cezasının tahsil edilebilmesi için hükümlüyü zorlamak olarak ortaya çıkmakta ve bu işlemi Cumhuriyet savcısı yapmaktadır. Hükümlünün, kalan para cezasını ödemesi halinde ise hapisten çıkartılması gerekmektedir. Bu uygulamada, koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmasına bir engel bulunmamakta, bu uygulama açısından, para cezasının; hapisten çevrilmiş para cezası olması ile doğrudan verilmiş para cezası olması arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Para cezası, hapse çevrilse de sonuçları açısından asıl ceza, para cezası olarak kalmaktadır.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yasaların oluşturduğu sistemde ise para cezaları ile ilgili olarak önceki sistem terk edilerek, bu konuda yeni bir sistem oluşturulmuştur.

Ancak bu yapılırken; 5237 sayılı Yasa dışındaki yasalarda yer alan para cezalarının tamamı sisteme uygun olarak değiştirilemediği için, başlangıçta ikili bir ayrım yapılmak suretiyle, 5237 sayılı Yasada düzenlenen para cezaları ve 5237 sayılı Yasa dışındaki yasalarda düzenlenen para cezaları için farklı uygulamalar kabul edilmiştir.

5237 sayılı Yasaya göre para cezası verilmesi halinde; Yasanın 50. veya 52. maddelerinden biri ile uygulama yapılması zorunlu bulunmaktadır.

50. maddenin 1. fıkrasının ( a ) bendinde; kısa süreli hapis cezaları yerine uygulanacak tedbirlerden bir tanesi olarak adli para cezasına çevirme usulü düzenlenmiş olup, bu hükme göre; kısa süreli hapis cezası ‘…suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; adlî para cezasına…’ çevrilebilecek; bu durumda hesaplama, 52. maddeye göre yapılacak ve hapis cezasının her tam günü için 20 TL ile 100 TL arasında bir miktar belirlendikten sonra, bu miktar gün sayısı ile çarpılmak suretiyle sonuç adli para cezası tespit edilecektir.

Belirtilen şekilde tespit edilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde nasıl davranılması gerektiği de aynı maddenin 6. fıkrasında; ‘Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz’ biçimindeki hüküm ile belirlenmiştir. Fıkranın son cümlesinde uygulanmayacağı belirtilen 5. fıkra ise; ‘Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir’ şeklindeki düzenlemeyi içermektedir.

Yine; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde, 50. madde gereğince yapılacak uygulamayı ilgilendiren bölümler yer almakta olup, 106. maddenin 9. fıkrasında; ‘Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendi saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır’ 10. fıkraya göre ise; ‘Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendine göre kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezalarının infazında, aynı maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri saklıdır’ şeklindeki düzenlemeler mevcuttur.

50. maddedeki düzenlemenin, diğer hükümlerle birlikte değerlendirilmesine göre;

a ) Bu madde gereğince seçenek yaptırım olarak paraya çevirme işlemi, ancak kısa süreli hapis cezası yerine yapılabilecek,

b ) Paraya çevirme işlemi, 52. madde nazara alındığında; bir tam gün karşılığı 20 TL ile 100 TL arası bir miktardan hesaplanabilecek,

c ) Para cezasının tamamının veya bir kısmının tebligata rağmen ödenmemesi halinde; 50. maddenin 6. fıkrası gereğince, hükmü veren mahkeme tarafından hapsin kısmen veya tamamen infazına karar verilecek,

d ) 50. maddenin 6. fıkrasının son cümlesi gereğince hapsin infazına karar verildiğinde bu kararlar derhal uygulanacak,

e ) 50. madde gereğince paraya çevirme işlemi yapıldığında, 5. fıkraya göre asıl mahkûmiyet, artık para cezası olarak kabul edilmesi gerekecek; ancak, para cezası ödenmeyip de tekrar hapsin infazına karar verilmesi durumunda, 5275 sayılı Yasanın 106/9. maddesi gereğince asıl mahkûmiyet, tekrar hapis cezası olarak kabul olunacak,

f ) 50. madde gereğince hükmedilen para cezasının ödenmemesi nedeniyle, hapsin infazına karar verilmesi halinde, artık 647 sayılı Yasanın 5. maddesindeki gibi bir ‘tazyik hapsi’ söz konusu olamayacak,

Bu durumda, hükümlüye yapılmış olan bir iyiliğin geri alındığı, o iyilikten hükümlünün olumsuz davranışı nedeniyle vazgeçildiği, o nedenle de, geri alma işleminin ardından hükümlünün ‘ben parayı ödeyeceğim’ demesi veya parayı ödemesi, artık hapis cezasının infazını engellemeyecek,

g ) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/9. maddesindeki ayrık durum nedeniyle; 50. madde uyarınca ‘hapsin infazına’ karar verildiği durumlarda, koşullu salıverme hükümleri uygulanabilecektir.

Getirilen yeni sisteme göre; 5237 sayılı Yasaya göre para cezası verilebilecek ikinci durum, Yasanın 52. maddesinde yer almakta olup, buradaki düzenleme, ‘doğrudan verilen para cezası’na ilişkin bulunmakta olup, 52. madde gereğince ‘gün para cezası’ sistemine göre belirlenecek para cezalarının ne şekilde infaz edileceği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu şekilde hükmedilen para cezasının ödenmemesi halinde yapılacak işlem, 647 sayılı Yasanın 5. maddesindeki işleme benzemekte, burada da, bir ‘tazyik hapsi’ söz konusu olmakta, para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevirme işlemi Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilmekte, para cezasının hapse dönüştürülmesinin ardından ödeme yapılması halinde hükümlü hapisten çıkarılmakta, ancak, 647 sayılı Yasanın 5. maddesindeki sistemden farklı olarak, paradan hapse çevirme işlemi yapılırken, hangi miktardan çevirme yapılacak tartışması yapılmadan, baştaki gün hapis cezasına geri dönülmesi gerekmekte, ayrıca, bu durumda koşullu salıverme hükümleri uygulanamamaktadır.

Sistemde, ikinci önemli husus, 5237 sayılı TCK dışındaki yasalar uyarınca verilen para cezaları ile ilgili olup, bunların ödenmemesi halinde ne yapılacağı konusunda yol gösteren iki ayrı yasa maddesi bulunmaktadır. Bu hükümlerden ilki; 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük Yasasının 5. maddesinin 3. fıkrası, diğeri ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 1. maddesidir.

5252 sayılı Yürürlük Yasasının 5/3 maddesinde; ‘Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüzmilyon Türk Lirası esas alınır’ 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinde ise; ‘26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adlî para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilirler’ biçimindeki hükümler yer almaktadır.

Her iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde;

a ) Bu tür para cezalarının infazında ( ve dolayısıyla ödenmediğinde ne yapılacağı konusunda ) da, yapılan atıf gereğince 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesinin uygulanacağı,

b ) 5237 sayılı Yasa dışındaki yasalarda öngörülen para cezaları ‘gün para cezası’ sistemine uymadıklarından, bu durumda ödenmeyen para cezalarının hangi miktar üzerinden hapse çevrileceği konusunun başlangıçta bir problemi oluşturduğu, ancak; yasal düzenlemelerle bu hususun sorun olmaktan çıkartılarak, hapse çevirme işleminin 100 TL üzeriden yapılacağının hüküm altına alındığı sonuçlarına ulaşılmaktadır.

Ayrıca adli para cezasının infazı sırasında, mahsubun nasıl yapılacağı 5237 sayılı TCK’nın 63. maddesinde; ‘Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır’ şeklinde düzenlenmiştir.

İncelenen dosya içeriğine göre; hükümlünün 01.06.2005 tarihinden önce işlediği dolandırıcılık suçundan Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2005 gün ve 2004/177 esas, 2005/190 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 158/1-k maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezası ile cezalandırılmasının ardından, hükmolunan gün adli para cezasının aynı Yasanın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 30 TL’den hesap edilmek suretiyle 30.000 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine hükmolunduğu, aynı Yasanın 62. maddesi de uygulanmak suretiyle hükümlünün sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı,

Hükümlüye, para cezası ödeme emri çıkartılıp, ödenmemesi üzerine Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca ödenmeyen adli para cezasının günlüğü 100 TL’den hesap edilmek suretiyle 250 gün hapse çevrilmesini müteakip, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2009 gün ve 2009/7-136 sayılı yazısı ile hükümlü hakkındaki adli para cezasının günlüğü mahkemece belirlenen 30 TL’den mi yoksa 100 TL üzerinden mi hesap edilmek suretiyle hapse çevrileceği hususunda tereddüt oluştuğundan bahisle bir karar verilmesinin istenmesi nedeniyle Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2009 gün ve 2009/70 müteferrik sayılı kararı ile ödenmeyen adli para cezasının hapse çevirme işleminin 647 sayılı Yasa Hükümlerine göre günlüğü 100 TL’den hapse çevrilerek infazının yapılmasına karar verildiği, iş bu karara vaki itirazın ise Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2009 gün ve 2009/190 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği, ancak anılan karara karşı; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5/3 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 1. maddelerinde öngörülen, adlî para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesinde bir gün karşılığı olarak 100 Türk lirasının esas alınacağına ilişkin hükmün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adlî para cezalarının ödenmemesi durumunda geçerli olduğu, nitekim 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde, ‘Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir’ hükmünün yer aldığı cihetle, 5237 sayılı Kanun uyarınca verilen ya da diğer kanunlara göre verilip de, adlî para cezasının gün karşılığı olarak miktarı belirtilen ilamlarda, mahkemece bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ne kadar ise, aynı miktar üzerinden ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Görüldüğü üzere; 5237 sayılı Yasanın 52. maddesi uyarınca doğrudan hükmolunan para cezasının infazının, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesine göre yapılması gerekmekte ve bu şekilde hükmedilen para cezasının ödenmemesi halinde; para cezasından hapse çevirme işlemi yapılırken, hangi miktardan çevirme yapılacak tartışması yapılmadan, baştaki gün hapis cezasına geri dönülmesi ve ayrıca bu durumda koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmaması gerektiği …” gerekçesi ile; “kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde bulundu¬ğundan, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2009 gün ve 2009/70 müteferrik sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2009 gün ve 2009/190 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine…” karar verilmiştir.

Yargıtay C. Başsavcılığınca 11.10.2010 gün ve 23318 sayı ile;

“… İtirazın konusu olan uyuşmazlık; 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suç nedeniyle lehe olduğu belirlenerek 5237 sayılı Yasa uyarınca hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi üzerine hapse dönüştürme işleminin, mahkemece hükmedilen gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas alınan bir gün karşılığı 30 YTL mi yoksa 5252 sayılı Yasanın 5/3 ve 5275 sayılı Yasanın geçici 1. maddelerinde belirtilen 100 YTL’nin mi esas alınması gerektiği hususuna ilişkindir.

5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesinde, ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur’.

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesinde ise ‘Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir’.

Biçiminde hükümler yer almaktadır.

Buna göre maddi ceza yasaları ve infaz yasaları kendi aralarında ayrı ayrı değerlendirilerek lehe yasanın belirlenmesi gerekmektedir. Burada 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesindeki ‘bütün olarak uygulama’ ilkesi tatbik edilemez. Anılan maddedeki bütünlükten amaç, her kanunun kendi içindeki bütünlüğüdür.

01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlarda hapis-para cezalarının infazı 647 sayılı Yasaya göre yapılırken, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlar için cezaların infazı, anılan tarihte yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna göre yapılması gerekmektedir. Belirtilen ikinci halde herhangi bir sorun bulunma¬maktadır. Uygulamada karışıklık yaratan ve Yargıtay Özel Ceza daireleri arasında farklılık gösteren asıl sorun, ilamdaki suç tarihinin 01.06.2005’den önce olması ve 5237 sayılı Yasaya göre adli para cezasına hükmedilmesi halinde, ödenmeyen adli para cezasının kaç lira üzerinden hapis cezasına çevrileceği hususudur.

647 sayılı Yasa döneminde para cezalarının yerine getirilmesi, anılan maddenin 5. fıkrası uyarınca gerçekleştirilmekteydi.

647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 7. fıkrasında, ‘Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içerisinde para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile bir gün üç milyon sayılmak üzere hapsedilir’ 4421 sayılı Yasa ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununa eklenen 6. madde gereğince, maddede belirtilen üç milyon, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılacaktır.

Yeniden değerleme oranı 01.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında %11.2’dir. Buna göre, bu tarihler arasında 647 sayılı Yasa gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına dönüştürme işlemi 5083 sayılı Yasa hükümleri de dikkate alınmak suretiyle 24.000.000 TL’dir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun ‘Adli para cezasının infazı’ başlıklı 106. maddesinin 3. fıkrası, ‘Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir’ Biçiminde düzenlenmiştir. Bunun anlamı, mahkemece, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ne kadar ise, aynı miktar üzerinden ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesi zorunludur.

Anılan maddenin geçici 1. maddesine göre, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adli para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk lirası hesabı ile hapsedilirler. 5275 sayılı Yasanın 123. maddesi gereğince, geçici 1. madde 01 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçici 1. maddede öngörülen yüz Türk lirasının, 647 sayılı Yasanın 5/7. maddesinde belirtilen hapse dönüştürme miktarına göre daha lehe olması nedeniyle infaz aşamasında dikkate alınması zorunludur.

Geçici 1. maddedeki düzenleme, sadece 5237 sayılı Yasa dışındaki diğer kanunlarda ( 765, 6136, 6831 sayılı Yasalar gibi ) yer alan adli para cezasının ödenmemesi halini kapsar gibi görünmektedir. Önceki Yasa döneminde işlenmiş olup da 5237 sayılı Yasaya göre verilen adli para cezalarını içermediği izlenimi vermektedir. Oysa ki yasa koyucunun, hükümlüler arasında bu tür bir ayrım yaptığını söylemek doğru olmaz. Geçici 1. maddenin, infaz Yasasının diğer hükümlerine göre daha önce yürürlüğe girmesinin amacı da, 5237 sayılı Yasa dışındaki diğer ceza ve özel yasalarını 5237 sayılı Yasanın genel hükümlerine uyumlu hale getirmektir. Bu nedenle ‘… 5237 sayılı TCK’nın dışındaki…’ ibaresine yer vermiştir. Ancak sonradan, bu boşluğu doldurmak ve uygulamada karşılaşılacak sorunları gidermek amacıyla 5252 sayılı Yasanın 5. maddesine 5349 sayılı Yasa ile şu eklemeyi yapmayı uygun görmüştür:

5252 sayılı Yasanın 5/3. maddesi ‘Ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi halinde, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüz milyon Türk lirası esas alınır’ biçimindedir.

Yine 5349 sayılı Yasanın 1 ve 3. fıkralarında değişiklik yapan 5349 sayılı Yasanın gerekçesinde, Yeni Türk Ceza Kanununda, 765 sayılı Türk ceza Kanunundan farklı olarak gün para cezası sistemi getirildiği, getirilen bu yeni sistem nedeniyle diğer kanunlarda yer alan ağır para cezalarının uygulanma esaslarının 5252 sayılı Yasanın 5. maddesinde düzen¬lendiği, kanunlarda öngörülen ağır para cezalarının adli para cezasına dönüştürüldüğü, ancak bu şekilde ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi durumunda yapılacak işlem hususunda tereddütlerin ortaya çıktığı, uygulamada ortaya çıkabilecek sorunları gidermek amacıyla maddeyle, sözkonusu para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevirmede bir gün karşılığı yüzmilyon Türk lirasının esas alınacağına ilişkin hükmün getirildiği belirtilmiştir.

Somut olayda, suç tarihi 01.11.2004’tür. Yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında lehe yasa olarak 765 sayılı Yasa kabul edilip uygulanmış olsaydı, ödenmeyen adli para cezasının 100 TL üzerinden paraya dönüştürülmesinde hiçbir tartışma olmayacaktı. Yargılama aşamasındaki lehe kanun uygulanmasını bertaraf edecek biçimde infaz aşama¬sında hükümlünün aleyhine sonuç yaratmak doğru olmaz. 5237 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması halinde de ödenmeyen adli para cezasının 100 TL üzerinden hapis cezasına dönüştürülmesi zorunludur.

‘Mahsup’ başlıklı 5237 sayılı TCK’nın 63. maddesinde de, adli para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılacağı belirtilmiştir.

Yargıtay Özel Dairelerinin de, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen ve 5237 sayılı Yasanın uygulandığı durumlarda, ödenmeyen adli para cezasının 100 YTL üzerinden hapse dönüştürülmesi gerektiğine ilişkin bir çok kararı bulunmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14.07.2010 gün, 2010/16600-13850; 10. Ceza Dairesinin 14.04.2008 gün, 2008/5462-6055; 2. Ceza Dairesinin 29.06.2006 gün, 2006/6109-12757; 2. Ceza Dairesinin 06.06.2006 gün ve 2006/2735-11448 sayılı kararları bu doğrultudadır.

Bu açıklamalar ışığında, sanık hakkında lehe olan 5237 sayılı Yasanın 158/1-4, 52, 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 25.000 YTL adli para cezasının ödenmemesi üzerine, para cezasının 100 YTL üzerinden hapse çevrilerek infazının yapılması gerektiğine ilişkin Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin kararının yerinde olduğu düşüncesindeyiz.

Açıklanan nedenlerle, yasa yararına bozma isteminde ileri sürülen neden yerinde görülmediğinden yasa yararına bozma isteminin reddi yerine yazılı biçiminde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır” gerekçeleri ile itiraz yasa yoluna başvurularak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01.10.2010 gün ve 2310-10513 sayılı kararının kaldırılması ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Hükümlü S. S. hakkında, 23.12.2003-02.11.2004 tarihleri arasında işlediği “sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık” suçundan 5237 sayılı TCY hükümleri lehe kabul edilerek verilen hükümle ilgili olarak; Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 01.06.2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlara ilişkin olarak kurulan hükümlerde, 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca doğrudan belirlenmiş gün para cezasının infaz aşamasında ödenmemesi halinde hangi miktar üzerinden hapse çevrilmesi gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosyada,

Hükümlü hakkında yapılan yargılama sonunda; lehe olduğu saptanan 5237 sayılı TCY’nın 158/1-k maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 1.000 gün karşılığı adli para cezasına hükmedildiği, aynı Yasanın 52/2. maddesi uyarınca verilen gün para cezasının günlüğü 30 YTL’den “30.000” YTL adli para cezasına dönüştürüldüğü, yine aynı Yasanın 62. maddesi uyarınca da sanığın sonuç olarak “2 yıl 6 ay hapis” ve “25.000 YTL adli para cezası” ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.

İnfaz sırasında ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesinin gerekmesi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca duraksama yaşanmış ve hapis cezasının hangi miktar üzerinden paraya çevrileceği hususunda mahkemeden bir karar istenmesi nedeniyle de Bolu Ağır Ceza Mahkemesince, doğrudan infazla ilgili olan bu konuda daha lehe olduğu gerekçesiyle paraya çevrilme işleminin 647 sayılı Yasa uyarınca ve günlüğü 100 TL’den yapılmasına karar verilmiş, bu karara yönelik itiraz da Düzce Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

Yasa yararına bozma talebi Bolu ve Düzce Ağır Ceza Mahkemelerince verilen kararların isabetsizliğine ilişkin olup Özel Dairece de bu istem kabul edilerek adli para cezasının 5275 sayılı Yasanın 106. maddesi uyarınca hapse çevrilmesi esası benimsenmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, bu karara karşı itiraz yasa yoluna başvurulmak suretiyle mahkemelerce verilen kararların doğru olduğu ileri sürülmüştür.

Bu durumda ortaya çıkan uyuşmazlığın çözülebilmesi için, paraya çevirme ve para cezasının ödenmemesi halinde ne yapılacağı konularında, 01.06.2005 tarihinden önce var olan ve bu tarihte ihdas edilmiş olan uygulamaların mahiyeti üzerinde durmak gerekmektedir.

01 Haziran 2005 tarihinden önce; hürriyeti bağlayıcı cezadan paraya çevirme işlemlerinin 647 sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapıldığı, bu şekilde hükmedilen para cezasının ödenmemesi halinde ise, tekrar hapse çevirme işlemlerinin 647 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği görülmektedir.

647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 7. fıkrasında; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içerisinde para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararıyla bir gün üçmilyon lira sayılmak üzere hapsedilir. Artıklar nazara alınmaz. Ancak, üçmilyon liradan aşağı hükmolunan para cezaları bir gün hapse çevrilir. Haklarında Türk Ceza Kanununun 54 ve 55 inci maddeleri ile 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesi uygulanmak suretiyle hüküm giyenlerin para cezaları kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilmiş olsa bile hapse çevrilemez. Bu takdirde maddenin son fıkrası hükümleri uygulanır”.

647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 8. fıkrasında; “ Para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilamında yazılı olmasa bile yukarıdaki hüküm Cumhuriyet Savcılığınca uygulanır”. 647 sayılı Yasanın 5. maddesinin 10. fıkrasında ise; “Hükümlü, mahpus kaldığı, her gün için yedinci, fıkra uyarınca üçmilyon lira indirildikten sonra kalan parayı öderse hapisten çıkarılır”.

Hükümleri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere; 647 sayılı Yasadaki düzenlemeye göre;

a ) Paradan çevrilen hapis cezası mahiyeti itibarıyla “tazyik hapsi”dir. Bir başka deyişle, amaç para cezasını tekrar hapse çevirmek değil, para cezasının tahsil edilebilmesi için hükümlüyü zorlamaktır.

b ) Bu işlem Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmaktadır.

c ) Hükümlü, kalan para cezasını ödemesi halinde hapisten çıkartılmaktadır.

d ) Koşullu salıverme hükümlerinin uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır.

e ) Bu uygulama açısından, para cezasının; hapisten çevrilmiş para cezası olması ile doğrudan verilmiş para cezası olması arasında hiçbir fark yoktur.

f ) Para cezası hapse çevrilse bile, sonuçları açısından asıl ceza para cezası olarak kalmaktadır.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yasalarla; para cezaları ile ilgili olarak önceki sistem terk edilerek yeni bir sistem oluşturulmuş; ancak bu yapılırken de, 5237 sayılı TCY’sı dışındaki yasalarda yer alan para cezalarının tamamı sisteme uygun olarak değiştirilemediği için, başlangıçta ikili bir ayrım yapılmak suretiyle, 5237 sayılı TCY’nda düzenlenen para cezaları ve 5237 sayılı TCY dışındaki yasalarda düzenlenen para cezaları için farklı uygulamalar kabul edilmiştir.

5237 sayılı TCY’na göre para cezası verilmesi halinde, Yasanın 50 veya 52. maddelerinden biri ile uygulama yapılması zorunludur.

Adli para cezasının 5237 sayılı TCY’nın 50. maddesine göre belirlendiği durumlarda, suç tarihi ne olursa olsun, ödenmeyen adli para cezasının yine 50. madde uyarınca hapse çevrileceği, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemelere uygun olarak Ceza Genel Kurulu’nun 05.06.2007 gün ve 113-127 sayılı kararında açıkça kabul edilmiş, 26.02.2008 gün ve 5739 sayılı Yasanın 4. maddesiyle 5237 sayılı Yasanın 50. maddesinde yapılan değişiklik ve aynı Yasanın 5. maddesiyle 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinin 10. fıkrasının yürürlükten kaldırılması ile 50. madde uyarınca seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para cezası da 5275 sayılı Yasanın 106. maddesindeki esaslara tabi kılınmıştır.

Burada çözümlenmesi gereken konu; 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca “doğrudan verilen adli para cezası”nın ödenmemesi durumunda ne yapılacağı ile ilgilidir.

5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca “gün para cezası” sistemine göre doğrudan belirlenecek para cezalarının ne şekilde infaz edileceği, 50. maddedeki durumun aksine, 52. maddenin ve TCY’nın kendi içerisinde değil, 5275 sayılı CGTİY’nın 106. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

106. maddenin 2. fıkrası; “Adli para cezasını içeren ilam Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adli para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20. maddenin 3. fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder”, 3. fıkrası; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir”, 5. fıkrası; “Adli para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilamında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır”, 7. fıkrası; “Adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli para cezalarına mahkumiyet halinde bu süre beş yılı geçemez”, 8. fıkrası; “Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır”, 5738 sayılı Yasa ile değişik 9. fıkrası ise; “Adli para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adli para cezasıdır” biçimindedir.

Görüldüğü üzere, 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca doğrudan hükmedilen para cezasının ödenmemesi halinde yapılacak işlem de, 647 sayılı Yasanın 5. maddesindeki işlemle benzerlik göstermektedir. Bu anlamda, yeni düzenlemede de bir “tazyik hapsi” sözkonusu olup para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevirme işlemi C.savcısı tarafından yapılacak, para cezasının hapse dönüştürülmesinin ardından ödeme yapılması halinde de kişi hapisten çıkarılacaktır. Ancak, 647 sayılı Yasanın 5. maddesindeki sistemden farklı olarak, paradan hapse çevirme yapılırken, hangi miktardan çevirme yapılacak tartışması yapılmadan, baştaki gün hapis cezasına geri dönülecek, ayrıca, bu durumda koşullu salıverme hükümleri de uygulana¬mayacaktır. Aynı ilke 5739 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca hükmedilen adli para cezası için de geçerlidir.

Yeni kurulan sistemde, 5237 sayılı TCY dışındaki yasalar uyarınca ve 647 sayılı Yasanın sistemine göre verilmiş olan adli para cezalarının ödenmemesi halinde ne yapılacağı sorunu da, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 5/3 ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın geçici 1. maddesinde çözüme kavuşturulmuştur.

5252 sayılı Yasanın 5/3. maddesinde; “Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirle¬rinin İnfazı Hakkında Kanunun 106. maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlen¬mesinde bir gün karşılığı olarak yüzmilyon Türk Lirası esas alınır” 5275 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde ise; “26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki diğer kanunlarda yer alan adlî para cezasının ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ile hapsedilirler” hükümlerinin bulunduğu görülmekte olup, her iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde;

a ) Bu tür para cezalarının infazında ( ve dolayısıyla ödenmediğinde ne yapılacağı konusunda ) yapılan atıf gereğince 5275 sayılı İnfaz Yasasının 106. maddesinin uygulanacağı,

b ) 5237 sayılı TCY dışındaki yasalarda öngörülen para cezaları “gün para cezası” sistemine uymadıklarından, ödenmeyen para cezalarının hangi miktar üzerinden hapse çevrileceği konusunun başlangıçta bir sorun oluşturduğu düşünülebilirse de yasal düzenlemelerle bu husus çözümlenerek, hapse çevirme işleminin 100 TL üzeriden yapılacağının hüküm altına alındığı,

Sonuçlarına varılmaktadır.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde;

5237 sayılı TCY’nın 50/1. maddesi uyarınca verilmiş bulunan para cezalarına ilişkin olarak anılan sorunu çözmüş bulunan 05.06.2007 gün ve 113-127 sayılı Ceza Genel Kurulu kararının, 01 Haziran 2005 tarihinden önceki bir suça ilişkin olarak 52. madde uyarınca doğrudan verilmiş olan adli para cezalarının ödenmemesi halinde hangi miktar üzerinden hapse çevirme işlemi yapılacağı hususuna da ışık tuttuğu 5739 sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerin de varılan bu sonucu doğruladığı, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesinin de 5237 sayılı Yasanın 50 veya 52. maddeye göre hangi miktar üzerinden paraya çevirme işlemi yapılmış ise aynı miktar üzerinden hapse çevirme işlemi yapılması gerektiğini vurguladığı,

Gerçekten de; 5237 sayılı TCY’nın 50 ve 52. maddeleri ile bu maddeler uyarınca verilmiş bulunan adli para cezalarının ne şekilde infaz edileceğini düzenleyen, 5275 sayılı CGTİY’nın 106. maddesinin, “bir sistemin ayrılmaz parçaları” oldukları ve yasa koyucunun önceki sistemde var olan karmaşık durumu basitleştirmek adına böyle bir düzenlemeye gittiği görülmektedir. Her ne kadar Ceza Genel Kurulunca duraksamasız olarak kabul edilegeldiği üzere lehe yasanın belirlenmesinde, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken maddi ceza hukuku normlarıyla, hükmün infazına ilişkin normların birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği ile 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca verilmiş olan adli para cezasının ödenmemesi üzerine yapılacak olan hapse çevrilmesi işleminin tam bir infaz işlemi olduğu hususlarında kuşku bulunmamakta ise de; lehe yasanın en sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için kabul edilmiş olan bu çözüm yolundan hareket edilerek, biri diğerini tamamlayan ve ikisi birlikte bir sistemi oluşturan iki yasal düzenlemenin ayrı ayrı ele alınması ve maddi ceza hukuku açısından lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uygulandıktan sonra, bu şekilde tayin edilen adli para cezasının, 5275 sayılı Yasanın 106. maddesi ile infazı yerine, aynı Yasanın geçici 1. maddesine göre infazına karar verilmesi olanaklı değildir.

Açıklanan nedenlerle; suç tarihi ister 01 Haziran 2005 tarihinden önce, isterse sonra olsun, 5237 sayılı TCY’nın 52. maddesi uyarınca doğrudan verilmiş olan adli para cezalarının ödenmemesi üzerine yapılması gereken hapse çevirme işleminin, bu madde ile kurulması amaçlanan sistemin ayrılmaz bir parçası olan 5275 sayılı Yasanın 106. maddesi uyarınca yapılması zorunludur. Bunun dışında, belirtilen şekilde tayin edilmiş olan adli para cezalarının, daha lehe infaz hükümleri içerdikleri gerekçesiyle, 647 sayılı Yasa uyarınca veya 5275 sayılı Yasanın geçici 1 veya 5252 sayılı Yasanın 5/3. maddelerinden biri nazara alınarak hapse çevrilmesi olanaklı değildir.

Bu itibarla, Özel Daire kararı isabetli bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım Genel Kurul üyesi ise; itirazın kabulü yönünde, karşıoy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.11.2010 günü yapılan ilk müzakerede gerekli çoğunluk sağlanamadığından, 07.12.2010 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 43 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: